Önerimiz; 30 yaş üzerinde ve yoğun hayat temposuna sahipseniz EVET.

GLUTATYON NEDİR? NE İŞE YARAR?

Vücudumuzda tüm hücrelerin içinde bulunan çok önemli bir antioksidan olarak bilinen Glutatyon (GSH); glutamik asid, sistein ve glisin’ olmak üzere 3 aminoasidin birleşiminden oluşur.

Antioksidan ailesinin en güçlü üyesi olarak bilinir.

Glutatyon Kürü Hangi Amaçla Uygulanır?

Hücresel yaşamın sürekliliği karmaşık biyokimyasal tepkimelerin denge içinde yürümesine bağlıdır. Bu dengeyi bozacak yönde ortaya çıkan endojen (vücut içi) ve/veya eksojen (vücut dışı) kaynaklı faktörler hücre hasarına yol açarlar. Bunlar içinde oksidatif stres farklı patolojik durumların ortaya çıkması nedeniyle araştırmacılar için gittikçe önem kazanmakta ve bu yönde araştırma yapmaya yöneltmektedir.

Sağlıklı hücreler içinde bulunduğu ortamla madde alışverişi yaparak kendi iç ortamının belirli sınırlarda dengesini sağlama yetenekleriyle, antioksidanların kullanılmasıyla serbest radikalleri ortadan kaldırırlar. Hücreler, reaktif oksijen türlerinin zararlı etkilerine karşı antioksidan savunma sistemleri ile korunurlar. Glutatyonun hücre, doku ve organ sistemlerinin bütünlüğünün yapısal ve fonksiyonel olarak korunmasında antioksidan bir molekül olarak önemi büyüktür.

Glutatyon ve Vücudumuzdaki Etkileşimleri

Glutatyon, akciğer, bağırsak, böbrek ve kısmen karaciğer gibi eksojen toksinlere direkt olarak maruz kalabilen organlar için çok önemlidir. Yapılan araştırmalar birçok akciğer ve karaciğer hastalığında Glutatyon seviyelerinin azaldığını göstermiştir.

Kronik viral enfeksiyonlar, dolaşımdaki immün hücrelerde Glutatyon tüketimini tetiklemektedir. Tüm hücreler çoğalma, büyüme ve farklılaşma için Glutatyon’a bağımlıdır.

Beyin, oksijenli bir doku olması ve yüksek miktarda doymamış yağ asitlerine sahip olması nedeniyle serbest radikal hasarına karşı duyarlıdır. Glutatyon, bir antioksidan olarak sinir sisteminde önemli rol oynamaktadır.

Yaşlanma açısından etkilerinin incelenmesi için yapılan çeşitli çalışmalarda Glutatyon stabilitesinin yaşlı hücrelerde, genç hücrelere kıyasla daha düşük olduğu bildirilmiştir. Glutatyon stabilitesi, glutatyon bağlantılı enzimler aracılığıyla eritrositlerin fonksiyonunu yansıtmaktadır. Bu enzimlerin aktivitelerinin hücre yaşlanmasıyla birlikte azaldığı da bildirilmektedir. Sonuçta gerek enzim aktivitelerindeki azalmalar gerekse hücre zarı hasarıyla birlikte hücre yaşlanmaya gitmektedir.

Çevresel faktörler (sigara, alkol tüketimi, X ve UV ışınları, farmasötik ürünler, halokarbonlar) oksidan ve serbest radikal kaynakları olarak bilinir. Ayrıca, ağır aerobik egzersizlerin de daha fazla ATP ihtiyacı ve daha fazla O2 tüketimi nedeniyle daha fazla serbest oksijen radikallerinin oluşumuna neden olduğu bilinmektedir, egzersiz sonrasında Glutatyonun tükendiği ve GSH öncüllerinin (glisin, sistein, glutamin) verilmesiyle bu durumun geriye döndürüldüğü gösterilmiştir.

Oksidatif ve serbest radikal hasarı yaşlanma kadar kanserleşme ve hücrelerin mutasyona uğramasında da önemli faktör olarak gösterilmektedir. Yanık, iskemi, ameliyat, enfeksiyon gibi durumlarda, aşırı demir yüklemelerinde doku Glutatyonun tüketildiği bildirilmektedir. Hücresel Glutatyon tüketiminin sonucu olarak hücre fonksiyonları azalmakta ve hücre yıkımı meydana gelmektedir.

Glutatyon Neden Önemlidir?

Organizmanın antioksidan kapasitesinin korunması canlılığın devamı açısından çok önemlidir. Glutatyon eksikliğine bağlı olarak birçok dokuda çeşitli mitokondriyel dejenerasyonla bağlantılı olarak hücre hasarı meydana gelmektedir.

Normal bir hücrede, spesifik olarak hücresel kompartmanlara yerleştirilmiş olan oksidan- antioksidan sistemler dengesindeki herhangi bir bozukluk birçok patofizyolojik durumun (nörodejeneratif hastalıklar, yaşlanma, kanser, immun hastalıklar gibi) ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Birçok hastalığın patofizyolojisinde yer alan glutatyon’un eksikliğinin, glutatyon veya öncülleri verilerek önlenebildiği veya geriye döndürülebildiği çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir.

Glutatyon Seviyesi Ne Olmalıdır?

Vücut doğal yoldan Glutatyon üretebilmektedir fakat bu yetenek yaşla birlikte azalmaktadır. Özellikle 30lu yaşlardan sonra her 10 yılda bir 10 birim azaldığı düşünülmekte ve bu yönde araştırmalar artırılmaktadır.

Glutatyon azaldığında serbest radikallere karşı vücudumuz daha korumasız olduğundan bu moleküller vücut yapılarına zarar verebilmektedir. Vücudumuzda bulunması gereken aktif Glutatyon seviyesi %70 altına düştüğüne bağışıklık sistemimizde bozulma görülmeye başlar.

Glutatyon seviyesi vücutta yüksek tutulduğunda güçlü bağışıklık sistemi ve desteklenen hücre yenilenmesi sebebiyle kişiler daha sağlıklı, performansı yüksek, hastalıklara karşı korunaklı ve yaşlanmanın olumsuz yan etkilerden korunmuş olur.

Glutatyon sadece vücutta yeterli seviyede bulunmadığı durumda alınmalıdır. Hekiminize danışmadan uygulanması önerilmemektedir.

 

Glutatyon Seviyesinin İhtiyaç Duyulan Düzeyde Olması Ne Anlama Gelir?

  • Bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlayarak vücudun pek çok açıdan desteklenmesini sağlar.
  • Özellikle karaciğer olmak üzere pek çok organın korunmasında önemli bir role sahiptir.
  • Kas iskelet sistemini destekleyerek kas gücünü artırmaya fayda sağlar, ağrıların azalmasını destekler.
  • Ciltte yenilenmeye fayda sağlar, lekelerde azalmayı destekler.
  • Yaşlılıkta düşük Glutatyon seviyeleri sebebiyle kötü geçirilebilecek hastalık riski yüksektir. Glutatyon seviyelerinin korunması insülin direncinin iyileşmesine, yağ metabolizmasının hızlanmasına, bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlar.
  • Kaliteli uykuyu destekleyerek, zihinsel odaklanmaya yardımcı olur.
  • Vücudun enerji seviyesinin yükselmesine fayda sağlar
  • Göz sağlığının korunmasına yardımcı olur.
  • Hafızanın güçlenmesine fayda sağlar.
  • İyileşmenin hızlanmasına etki eder.
  • Saç ve tırnak sağlığını destekler.
  • E ve C vitaminlerinin yeniden üretimine yardım eder.
  • Sinir sistemini destekleyerek mevcut hastalığın yarattığı etkileri azaltmaya yardımcı olur.
  • Sigara ve alkole bağlı oluşan sağlık sorunlarının etkisini azaltır.

 

Glutatyon Desteği Nasıl Sağlanır?

Glutatyon desteği doğal yolla besinlerle sağlandığı gibi ağızdan alınan tabletlerle ya da damar yolu ile serum uygulaması şeklinde de sağlanabilir. 

Çocuklarda önerilen; sağlıklı yaşam alışkanlığı kültürü oluşturularak sağlıklı beslenmeyle Glutatyon seviyesinin korunmasıdır.

Glutatyon Zengini Besinler olarak bilinen; Kuşkonmaz, Avokado, Ispanak, Bamya, Brokoli, Karnabahar, Kavun, Domates, Havuç, Greyfurt, Portakal, Kabak, Çilek, Karpuz, Papaya, Biber, Şeftali, Limon, Mango, Muz, Ceviz, Salatalık, Elma, Üzüm özellikle sağlıklı beslenme alışkanlıkları ile tüketilmesi önerilen gıdalardır. Fakat eksik Glutatyon seviyesinin istenen doza hızlı ulaştırılmasından daha çok, ideal dozların korunmasında destekleyici olduğu da bilinmelidir.

 

Yetişkinlikte (hamilelik veya emzirme döneminde önerilen; aktif kemoterapi tedavisi görenler hariç) başlangıçta damar yolu ile hekim önerisiyle alınması, devam eden dozlara kişiye göre karar verilerek sağlıklı yaşam koşullarıyla desteklenmesidir. 

Yapılan çalışmalarda, tedavi sırasında C Vitamini ve Magnezyum kullanımının önemine de değinilmektedir.

Glutatyon damar yolu ile alındığında kana direkt karışarak vücutta bulunan serbest radikaller ile hızlı bir şekilde savaşmaya başlar bu sebeple başlangıçta hızlı etki için önerilmektedir. Devam eden desteğe hekim gözetiminde bireyin yaşam koşulları ve ihtiyaçları değerlendirilerek karar verilmelidir.

Sağlıklı günler dileriz.

Uzman Hemşire Ayşe Şengel

whatsapp icon